16 Haziran 2017 Cuma

Günlük 12/06/2017

Hayatımın anlamı, artık 16 aylıksın.

Hangi yaramazlıklarından, haydutluklarından bahsetsem acaba? Artık o kadar çok ki...

Koca adam oldun, beraber resimler yapıyoruz artık. Sana kağıtlar yetmiyor tabi, vücudunu da boyamaya başladın. Yaptığın resimlere de tarih atıyorum. Dosyalayıp, saklayacağım. İleride bakmak güzel olur.

Dilin baya baya çözüldü, söyleyemediklerini de öyle güzel anlatıyorsun ki. Ya elimden tutup bir yerlere götürüyorsun, ya işaret ediyorsun. Dilinden en iyi anlayan tabi  ki benim. Annelerin bu konuda ayrı bir yeteneği var sanırım.
Söylediğin kelimeler; baba, mama, dede, buuu yada burr (su), app (yapma demek), att (top), nadiren anne, anneanne, babaanneye de baba diyorsun. (yazmadan geçemeyeceğim bu günlüğü bilgisayara geçirdiğim şu günlerde daha sık anne der oldun hem de hoşuma gittiğini bildiğin için, yüzüme bakarak, hem de sırıtarak söylüyorsun. Yerim seni bal surat 😊 )
Babaanne deyince anlattığın başka şeyler de var; öncelikle elini koluna götürüyorsun, (yani babaannen koluna iğne yapıyormuş), sonra da elini kafana götürüyorsun (o da gözlük takıyor demek) Babaya da babaanneye de baba diyorsun ama aradaki farkı da hemen anlatıyorsun.

Tabi bu aralar kimseler dedenin yerine geçemez. Feci bir dede hayranlığın var. Devamlı dede diyorsun. Mesela;

-Yiğit bunu kim aldı?
-de-de

- Anneciğim burayı kim tamir etti?
-de-de

-Nereye gidiyoruz?
-de-de

-Peki bu kimin?
-de-de
Gibi gibi...

Dedeyle olduğunda çok mutlusun, kimseyi gözün görmüyor. O yapışık ikiz gibi olduğun anneni bile gözün görmüyor.

Bir de şu 'app' olayından bahsetmek istiyorum. En çok söylediğin kelimelerden biri de 'app' yani 'yapma'. Ne kadar manidar. Artık sana ne kadar çok kullanmışsak, ilk söylediğin kelimelerden biri oldu 😖 Ama öyle güzel söylüyorsun ki. Mesela bizim sana daha önce yapmamanı söylediğimiz bir şeyi yapacaksan önce 'app' diyorsun, sonra yapıyorsun. (Yapılmaması gerektiğinin gayet tabi farkındayım ama yine de yaparım diyorsun) Ya da mesela baban seni öpecek ama sen istemiyorsun hemen 'app'ı yapıştırıyorsun. 😂 Feci tatlısın.

Bir de acayip prensiplisin, bu huyuna bayılıyorum. Örneğin top oynamak için bizi antreye alıyorsun, önce ara kapıyı kapatıyorsun, sonra odaların kapılarını, sonra antrenin ışığını açtırıyorsun. Bunlar olmadan top oynamaya başlanamaz. 😂

Sen galiba marketlere gitmeyi, parka gitmekten daha çok seviyorsun. Marketler de resmen kendini kaybediyorsun. O raftan o rafa koşuyorsun. Raflardan bir şeyleri alıp market arabasına koyuyorsun. Bize de peşinden koşturup, dağıttıklarını toplamak kalıyor. Ama öyle mutlusun ki, sen mutlu olunca biz de mutlu oluyoruz. Yoksa nasıl bir kafa seni markete sokar ki 😄 Geçenlerde peşinde koşturmaktan öyle yorulmuşuz ki, kasaya gittiğimizde bebek arabanı bir yerlerde unuttuğumuzu fark ettik, sonra kahkahalar eşliğinde reyonların arasında dolaştık. 😂

Bu kadar market anılarından bahsetmişken 'şok' sevginden bahsetmemek olmaz. Şok marketlerinin başarılı reklam kampanyasını kutlamak gerek. Çocuklar üzerinde çok etkili. Tabi bu sayede aileler alışveriş yapıyor. 'Şok sana yeter, şok şok şok yeter de artar şok şok şok' diye bir şarkısı var, bizimde ezbere bildiğimiz. Sen onu duyduğun an çıldırıyorsun, bir de bizim elimizden tutuyorsun beraber dans edelim diye. Hele dışarda bir Şok gör, böyle bir heyecan olamaz, kendini kaybediyorsun. İçeri girdiğimizde düşün artık halini. Her şok yazısını gösterip seviniyorsun. Anlatmakla olmaz bunu videoya çekmemiz lazım bir an evvel.

Yaa işte böyle şirin bir yavrucaksın. İyi ki varsın bir tanem.